Followers

31 Mayıs 2012 Perşembe

NEUTROGENA - Alkolsüz Tonik


Özellikler:
• Cildi, doğal nemlendiricilerini yok etmeden temizleyen yumuşak formüllü Tonik, kuru hassas, normal ciltler kullanabilir.
• Özel formülüyle cilt temizliğini tamamlar.
• Alkol içermediği için cildinizin doğal nemlendiricilerini korur.
• Kurutmadan temizler.
• Cildinize tazelik verir, esnekliğini korur.

Bu toniği çok ağır toniklerden dolayı cildim yıpranmasın diye almıştım zaten yarısına kadar kullandım, roaccutane tedavim süresi boyunca da kullandım, çünkü cildim o zaman çok hassas ve kuruydu. Neyse özet olarak, su ile siliyormuşsun gibi bir his veriyor bu tonik, pamuk yine bembeyaz kalıyor, ardında biraz bekleyip 15 dk falan Avene Cleanance Tonik ile sildiğimde pamuğa küçük de olsa bir şeyler çıkıyor. Bunu gördükten sonra pek kullanmadım, öyle elimde süründü gitti 1 sene oldu alalı neredeyse o yüzden atacağım ve bir daha almam.
Ama çok etkisi olmayan, su gibi, cildi kurutmayan bir tonik istiyorsanız alabilirsiniz ya da hassasiyetiniz varsa tabii.
Ama uyarayım içinde paraben var, tabii parabanler konusunda herkesin kendine has tutumu var ama ben şahsen her gün cildime kulladığım bir şeyin içinde paraben olmasını istemem. Siz de istemeyin. =)
eczanemizde.com'da 15 lira ben ne kadara aldığımı hatırlamıyorum. 

Djarum Black - Karanfilli Sigara *farklı bir aşk


Böyle simsiyah bir kapta, çok karizmatik karanfilli bir sigara.


Türkiye'de satılmıyor ya da sahtesi satılıyor. Sahtesini poşetinden koklayarak anlayabilirsiniz. Zira çok ağır karanfil kokmuyorsa o Djarum Black değildir. 


İçinde iki ayrı bölüm var ve kara kara sigaralar.


İçip de yazdım, gerçekten ağır her gün içilmeyecek bir sigara ama keyif için arada bir içilebilir, 
İçemeyenlere nispet olsun. =)

29 Mayıs 2012 Salı

The Body Shop Çay Ağacı Özlü Tonik

Temizleyiciden sonra kalan makyajı ve kalıntıları temizleyen, tazeleyici tonik. Çalkalanınca aktive olan pudralı formülü cildin mat görünmesini sağlar. Yerel Ticaret ürünü organik çay ağacı yağı, tamanu yağı ve beyaz söğüt ağacı kabuğu ekstresi içerikleri ile lekelerin gidelerilmesine ve pürüzsüz bir görünüm elde etmeye yardımcıdır.


Ben bu toniği bitirdim ve 3 al 2 öde kampanyasıyla bu seriden bir sürü ürün almıştım. Çay Ağacı Yağı dışında en çok bu üründen memnun kaldım ben.
Çünkü içinde kendi sitesinde anlatıldığı gibi pudra var ve cidden cildin parlamasını önlüyor.
Ama çok ağır kokuyor, serinin diğer ürünleri gibi.
Bir de hafif yanma ile beraber bir ferahlık veriyor, değişik bir his yani.
Ama benim Avene Cleanance Toniğim biterse alacağım bir ürün tabi bu yaz için ne kullanırım bilmiyorum Amerika'da olacağım ama Türkiye'ye döndüğümde Avene Cleanance Toniğe 40 lira vermektense bu ürünü alabilirim.
Ben sevdim, yağlı, parlayan ve siyah noktası olan ciltler için gayet uygun bir ürün.
Ama almadan mutlaka koklayın.
Ayrıca için gayet fazla ürün var yani çok uzun zaman gidiyor.


Fotoğrafını çektikten şişeye bir daha bakmadım, o yüzden içeriği hakkında pek bir fikrim yok ama bende hiç bir hassasiyet göstermedi.

Oriflame Oxygen Boost Yüz Spreyi

Yoğun temponuzun arasında biraz tazelenmek ve cildinizi şehrin olumsuz etkilerinden korumak için kahverengi deniz yosunu ve nemlendirici Aqua-Boost kompleks içeren Yüz Spreyini kullanın. Tüm yüzünüze ve boynunuza uygulayarak cildinizin nefes almasını sağlayın. Makyajınızın üzerine uygulayabilirsiniz. 150  ml.

Bu ürünü geçen senelerde almıştım.
Roaccutane tedavisi olana kadar pek kullanmamıştım, çünkü yağlı olan cildimde parlama yapıyordu o yüzden gece sıkıp sabah daha ferah bir ciltle uyanıyordum.
Sonra roaccutane tedavimde kuruyan cildime sıktığımda, parlama hemen gidiyor, kızarıklığı alıyor ve rahatlatıyordu.
Gerginlik falan pek kalmıyordu.
Bir süre nemlendirici krem yerine kullandım ve cildimde kuruluk ya da hassasiyet oluşmadı.
Ama bitmiyor bu sprey baya uzun süre gidiyor.
O yüzden kuru ve normal cildi olan kişilere tavsiye ediyorum ama aşırı yağlı/yağlı kişilere tavsiye etmiyorum. =)

ayrıca makyaj üzerine sabitleyici olarak kullandığımda ise daha çok sabitleyici değil de cilde ışıltı veren bir sprey oldu benim için.





İçerik Listesi:
AQUA, PROPYLENE GLYCOL, PEG-60 HYDROGENATED CASTOR OIL, PHENOXYETHANOL, GLYCERIN, SODIUM CITRATE, METHYLPARABEN, ALLANTOIN, PARFUM, LACTIC ACID, PROPYLPARABEN, , SODIUM PCA, UREA, LAMINARIA DIGITATA, TREHALOSE, POLYQUATERNIUM-51, SODIUM HYALURONATE

*Parabenlerin bu kadar orta sırada olduklarını gördükten sonra kullanmamaya karar verdim*


Oriflame Silk Beauty Batık Önleyici Jel ve Batıklar için Öneri



Salisilik asit ile geliştirilmiş kolay emilen formüllü jel ile batık tüyleri geçmişte bırakın! İpek proteinleri, orkide özleri ve Hair Minimising Kompleks cildinizin ipek gibi pürüzsüz ve hoş kokulu olmasını sağlar. Tıraştan hemen sonra veya ağda işleminden 12 saat sonra doğrudan uygulayın. Hafif karıncalanma hissi verebilir. 75  ml.

Böyle anlatılmış kendi sitesinde, ben yaklaşık 3 ay önce aldım ve aldığımdan beri kullanıyorum, ama pek etkisini görmedim.
Çünkü daha önce batıklarım olurdu ama bu jelden sonra sivilce gibi batıklarım olmaya başladı.
Halbuki içinde salisilik asit var, bir çok sivilce ürününde vardır, sivilce söndürücü olarak bana pek mantıklı gelmedi zaten sivilce çıkması, ama çıktı.
Bir denedim, iki denedim, üç denedim.
Üçünde de taze taze sivilcelerim oldu.
O  yüzden ben memnun kalmadım tavsiye etmiyorum.

Yapısı şeffa ve jel gibi.
Kokusu pek hoş değil.
Kullanmayacağım artık ve eski yönteme geri döndüm.

Malzemeler; Limon,Tuz

Ağda işleminden sonra limon ve tuzu karıştırıyorum ama biraz bekliyorum yoksa evde yandım allah diye koşarım, neyse sonra limonlu tuzu ovalıyorum bacaklarımda peeling gibi ama sonrasında su değdirmiyorum çünkü batık oluşumuna zemin hazırlıyor.
Limon kuruyor tuzları serpiliyorum 12 saat sonra istersem duşa giriyorum ya da yıkıyorum.
Bunu imkanım varsa ertesi gün de ya da haftada bir yapıyorum.
Ayrıca peeling ve kese kullanıyorum bacaklarıma her duşta ve bütün vücuduma.
Batıkları en aza indiriyorum.
Bu jeli almam bir daha kattiyen.
Zaten tuz ve limon yapmaktan üşenip almıştım ama boşunaymış.

İçerik Listesi:
AQUA, ALCOHOL DENAT., BUTYLENE GLYCOL, GLYCERIN, BETAINE, HYDROXYETHYLCELLULOSE, SALICYLIC ACID, C12-13 PARETH-9, SODIUM HYDROXIDE, PARFUM, MENTHOL, PROPYLENE GLYCOL, CYMBIDIUM GRANDIFLORUM FLOWER EXTRACT, HYDROLYZED SOY PROTEIN, ALLANTOIN, SILK AMINO ACIDS, SODIUM CHLORIDE, PEG-40 HYDROGENATED CASTOR OIL, HYPERICUM PERFORATUM EXTRACT, ARNICA MONTANA EXTRACT, HAMAMELIS VIRGINIANA EXTRACT, UREA, SALIX ALBA BARK EXTRACT, PHENOXYETHANOL, SODIUM CITRATE, CITRIC ACID, CI 17200

Lapitak Ayak Bakım Kremi *Kullandım, kullanıyorum, kullanacağım


Kremi T-Shop'tan öylesine görüp almıştım, daha öncesinde Oriflame Feep-up Anti-Perspirant Kremi kullanıyordum ama bu kremden aşırı memnun kaldım. 

Kremi 60 ml ama azıcık bile alsanız ayağınızı yumuşacık yapıyor. Kutudan kocaman prospektüs gibi ayak sağlığı hakkında bilgi veren bir kağıt çıkıyor, nasıl bakım yapmamız gerektiği hakkında.
Ben babetlerin yaptığı ayak kokusu ve topuk kuruluğu içinde kullandım.
Cidden çok etkisi var.
Bir kere ayağımda artık o kadar terlemiyor ayrıca yumuşacık.
İlk dört gün sabah akşam ayağınızı yıkadıktan sonra iyice kurulayıp sürüyorsunuz sonra sanırım günde bir isteğe/dileğe göre değişir.
Ama ben yatmadan önce sürüyorum, ayaklarımı bacaklarıma sürte sürte uyuyorum yumuşacık. 
Dedim ya daha önce, kremle sevişiyorum diye =D


Arkasında da böyle özet geçmiş krem kullanımını.

İçeriğine bakılınca evet paraben var ama parabenler hakkında bir de şu yazıyı okumanızı öneririm şiddetle; http://boyakupuyum.com/2011/12/parabenler-delinin-biri-kuyuya-tas-atmis/

Ayrıca böyle ürünlerde içerik en fazla olandan en aza kadar sıralanırmış yani paraben türevleri en sonda olduğu için muhtemelen içinde en az derecede bulunuyordur.


Yapısı da böyle yoğun ve saydam gibi ama beyaz.
Asla yapış yapış olmuyor ve yağlı yağlı kalmıyor.
Direkt yumuşacık oluyor ve emiliyor.

Hassas bir bünye olarak, hiç bir hassasiyet göstermedim, bir de topuk çatlakları için maskesi var sanırım onu da almayı düşünüyorum hatta el kreminin bile güzel olacağını düşünüp alabilirim de bunu da tavsiye ederim. 

26 Mayıs 2012 Cumartesi

The Body Shop Çay Ağacı Yağı Özlü Nemlendirici Krem


Krem yine The Body Shop'ın yağlı ve akneli ciltler için çıkarttığı Çay Ağacı Özlü kremi, krem böyle tanıtılmış;

Lekelerin giderilmesine ve cildi pürüzsüzleştirmeye yardımcı, cilde anında nüfuz ederek etkin bir şekilde nemlendiren, hafif ve yağsız nemlendirici losyon. Yerel Ticaret ürünü organik çay ağacı yağı, tamanu yağı ve beyaz söğüt ağacı kabuğu ekstresi içeren bu losyon aynı zamanda formülündeki pudra ile cildi matlaştırır ve parlamayı kontrol altına alır.

Ama dediklerini yapıyor mu bence tam yapmıyor. Pürüzsüzleştirmeye yardım diyor, öyle bir etkisini görmedim ama anında emiliyor o doğru, yumuşak bir his veriyor. Ama o koku, sürüp bir şeyler okuyayım diyin, kitaba konsantre olamazsınız öyle bir kokuyor, gitmiyor da meret.
Neyse, nemlendirmesi iyi ben beğendim ama matlaştırma ve parlamayı kontrol alma deyince, olmadı bebeğim demek istiyorum bu losyona.
Evet hafifsin, pek hoşsun, kötü kokuyorsun ama ben seni matlaştır diye aldım ben güzelim diyerek bu kremi de postaladım bir başkasına, hayırlısı olsun. =)

bu da silinmiş arka tarafı

hemen emilen bir yapıda


ama bir daha almam. 

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Teslimiyet / Other Angels (2009)

Sanem İstanbul'un arka sokaklarından birinde kendinden başka 3 travesti ile aynı evi paylaşır ve seks işçiliği yaparak yaşamını sürdürür.  Mutsuzluğunu birgün bir kahramanın gelip onu bu hayattan kurtaracağı hayalleri ile bastırmaya çalışırken mahalleye yeni taşınan Gökhan'ı farkeder. Dış dünya ile iletişimi zayıf Gökhan, yeni taşındığı bu semtin gerçeklerine doğru çekilirken Sanem'in çocukça oyunlarından etkilenir. Aralarında sözcüklerin olmadığı bir ilişki başlar. Sanemin istemeden karıştığı bir olay neticesinde yaşadığı ev dağılır ve Sanem kaçarak Gökhan'a sığınır.  Hayatında ilk kez birinin kendine teslim olma isteği karşısında afallayan Gökhan bir karar vermek durumunda kalır. İkisi zorlu bir kaçış sürecine girerken Gökhan için Sanem'i ve onun kimliğini sorgulama sürecide başlar.

sinemalar.com'dan böyle alıntıladım filmi.

*Spoiler*


Filmde Hayat Anne dedikleri karakterle üç travesti karakter bulunmakta.
Üçününde duruşu, hikayesi birbirinden derin, bunu zaten baktığınızda anlayabiliyorsunuz.
Ama film ne vermek istemiş, hangi konu üzerinde durmak istemiş. 

Olay Gökhan'ın masumiyeti ve kadınlığa teslim oluşu mu yoksa Sanem'in "Ben kadın olmak için nelerden vazgeçtim sen biliyor musun, okulumdan, ailemden..." cümlesi ile özetlediği zor hayatı mı?
Ben tam anlayamadım, film başlangıç ve bitiş noktalarıyla da çok bir şey ifade etmedi.
Film değil de bir hayat izliyor gibi izlesek daha iyi oluyor film.
Profesyonel film değil de, gerçekten bir hayat...
Gerçek hayatta yaptıklarımız, bütün iğrençliklerimizle her şeyimiz.
İşte o zaman dram geliyor filme, can geliyor.
Hayat anne ile Sanem ile beraber yaşıyorsunuz.
Hayat Annenin, Sanem'in ve sarışın ablanın rolü çok güzel oynanmış
Duruşları bile ayrı güzel.
 Hayat Abla =)

Ama film karakterlerden öteye geçemeyip, hikaye veremedi bana.
Bir bağlam yoktu, ama son sahnede, Gökhan'ın korumak için erkek kılığına soktuğu Sanem, dilediğince kırmızı elbisesini giyip, rujunu yürüyerek Gökhan'ı arkasında bırakıp yürüdü. İşte, belki de bu sahne bütün filme değerdi...
"Ben nelerden vazgeçtim..." filmi oldu son sahnesi ile.
Ama onun dışında boş boş uzatılmış diyaloglar, gereksiz sahneler vardı tabii ki bence.

 Sanem


Ama bence bu filmi izleyerek başka hayatlara da tanıklık edin!
Travestilerin etraflarına üşüşen lümpelerden dolayı hor görmeyin!
Bir hayat neleri bıraktı ardında, "KADIN" olabilmek için.
Bunu bir düşünün!



Tek parça izlemek için; http://www.youtube.com/watch?v=iT17OzvRc5s

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Zenne / Dancer (2012)


Doğulu muhafazakâr bir ailenin çocuğu olan Ahmet, cinsel kimliğini saklamadan zennelik yapan Can ve Alman fotoğrafçı Daniel’in İstanbul'da kesişen dostluk hikayesini konu alan film, 
birbirinden çok farklı olmalarına rağmen hayatları kesişen 3 kişinin dramasını beyazperdeye taşıyor. 
Ülkemizin hala kanayan yaralarından biri olan cinsel kimliğini açıklama, özgürce yaşama ve yaşayamama temalarına odaklanan film, 'erkek olmak' ile bir tutulan askerlik tabusuna parmak basıyor. 
3 sene önce bir cinayete kurban giden Ahmet Yıldız'ın yakın arkadaşları olan M.Caner Alper ve Mehmet Binay tarafından Yıldız'ın gerçek hayat hikâyesinden uyarlanan yapımın başrollerini Kerem Can (Can), Erkan Avcı (Ahmet) ve Giovanni Arvaneh’nin (Daniel) paylaşıyor.


Böyle alıntıladım beyazperde.com'dan.

*aşırı derecede spoiler içerir bu yazı*

Ahmet Yıldız, eşcinsel olduğu için öldürüldü 3 yıl önce.
Ve bu film onu konu alıyor.
Ahmet Yıldız'ı Erkan Avcı oynuyor, eğer filmi izleyip eşcinsel olduğu düşünüyorsunuz, şu röportajını okuyunuz lütfen BURADAN
Erkan Avcı çok güzel canlandırmış bence Ali Yıldız'ı.
Film üç arkadaşı anlatıyor, filmde bağlam çok güzel yaratılmış, diyaloglar ustaca.
Ama isminin Zenne oluşu ve saçma bir çeviri ile Dancer denmesi beni ne kadar sinir ettiyse, Ali Yıldız'ın cinayetinin konu aldığı filme Zenne demek ya da Zenne ismi üzerinden gitmek o kadar sinir etti.

Keşke Kerem Can'ın muhteşem ötesi oynadığı Zenne, daha önce hiç dans etmemesine rağmen böyle bir performans sergilemesi beni kendisine hayran bıraksa da hikayede pek yer bulamamış.
Eğreti durmuş olmamış, ama Zenne ve ailesiyle beraber askeriyeye çok güzel eleştiriler yapılmış.
Pembe teskere alırken, eşcinsel erkeklerin nasıl zorlandığı, ne gibi aşamalardan geçtiği, askeriyenin ne kadar insanlık ötesi bir kurum olduğu gibi gibi.
Ama dediğim gibi asıl konu ile oturmamış.

Alman fotoğrafçı ile Ali'nin ilişkisi çok güzel.
İlk tanıştıklarında Ahmet'nin soru sormaları, tatlı tatlı kaçışları, her şey çok tatlı, neredeyse elinde iki dondurma ile öldüğü sahne bile.
O tatlılığın, o harikalığın üstüne iki kurşun...


Ahmet'yi babası öldürmedi.
Annesi öldürdü.
Töre öldürdü.
Namus öldürdü.
Erkek öldürdü.
ve biz öldürdük.

Filmde bunu anlatmak istemiş ama sanırım dengeleri kuramayıp, anne üzerine yüklemiş bütün rolü.

Ayrıca Ünal Silver'in böyle bir rol üstlenip "Benim bir kızım, bir oğlum, iki de gelinim var" diyerek, homofobik rolünü anlamakta güçlük geçtiğini söylemesi ne kadar samimi geldi bana.

Ayrıca Film Altın Portakal'da 5 ödül aldı. Ben sevdim filmi, tavsiye ediyorum.
Biraz da olsa eşcinsel insanlara karşı önyargınız varsa, izleyin, anlamaya çalışın.

Eşcinsel olmak tercih değil doğal bir eğilimdir.
Velev ki tercih, ne olacak? o_O



19 Mayıs 2012 Cumartesi

Golden Rose Ruj 86 *ilk rujum



Geçenlerde annemler taşındılar, o zaman bir yerden çıktı bu ruj.
O an duygulandım ben. 
Liseye başladığımda aldığım ilk ruj idi.
Annemin ruju gibi kokuyordu.
Hala öyle kokuyor.

Şimdi yanıma aldım, koklayıp koklayıp eski evimizi, lise günlerini ve annemi özlüyorum.
*sürmüyorum tabii ki =)

18 Mayıs 2012 Cuma

The Body Shop Çay Ağacı Özlü Peeling


Düzenli kullanıldığında cilt kusurlarının giderilmesine yardımcı olur ve yeniden oluşmasını engeller, daha kusursuz, pürüzsüz ve canlı bir cilde kavuşursunuz. Kapalı gözenekleri açarak, cildi yağ, kir ve ölü hücrelerden arındırma özelliğine sahip jel, organik çay ağacı yağı, parçalanmış kayısı çekirdeği ve beyaz söğüt ağacı kabuğu ekstresi içerir. Siyah noktalardan şikayet edenler için mükemmel seçim!


Öyle özelliklerinde saydığı gibi mükemeller yaratmıyor ama içinde kırmızı renkli noktalarcıklar bulunmakta, cildi öyle çizmiyor ama dediğini gibi siyah noktalar gider, cilt harika bir hala gelir falan gibi bir durum yok. Tekrar almam çünkü çok bayıldığım bir peeling olmadı ayrıca arkasından garip bir his bırakıyor, yağlı gibi de değil ama kaygan böyle. Fiyatı 20 lira 18 lira falandır.
Ben bitirmedim sanırım birisine  verdim.


yapısı da böyle. =)

17 Mayıs 2012 Perşembe

Van Vogh Alive-


sergi hakkında spoiler içerir. 


Serginin öncesinde Van Gogh’ın tabloları ayrıntılı bir şekilde yazılmıştı, ne zaman çizmiş nerede çizmiş ne için çizmiş gibi. Tanıdık gelen kendi odasını çizdiği sandalye “Vincent’in Yatak Odası” ve yataktan oluşan bir tablo ve çiçek açan erik ağacı “Çiçek Açmış Erik Ağacı” tablosuydu. 
Diğerlerini yeni görmüştüm ve bunları okumasaydım eğer çok anlamsız gelirdi sergi. Çünkü her bir tablonun hayatındaki yeri anlatılmıştı. Akıl hastanesinden önce, akıl hastanesinde, kardeşinin çocuğu olduğunda, kulağını kestiğinde…. Her birinde farklı farklı tablolar yapmıştı. Tabloları okuduktan sonra, simsiyah bir odaya girdik, etrafta Van gogh’un tabloları farklı şekillerde, perspektiflerde, kimi zaman canlanarak geçiyor ve her tabloya uygun klasik bir müzik çalıyordu. En önemlisi ise; 902 mektubu bulunan Van Gogh’un, mektuplarından alıntıları her bir tabloyla değişiyordu. Hepsi çok anlamlıydı. İlk tablosundan son tablosuna çok güzel bir şekilde akıyordu görüntüler. Yerde, dört bir yanda. Kimi zaman resimlerdeki buğdaylar sallanıyor bir rüzgar sesi geliyor, kimi zaman Van Gogh bir yolculuğa çıkıyor, tablosundaki trenin düdüğü ötüyordu. Ben çok beğendim, tablolar çok netti, seçilen müzikler harikaydı derken bir silah sesi ile her yer yine kapkaranlık oldu. O an –öldü- dedim. Ben etkilendim sergiden, bir ressamı böyle resimleri, mektupları ve kendi sözleriyle anlatmak, etkileyici bir ortam yaratmak bence farklıydı. Van Gogh’un hayatını deneyimleyerek öğrendim. 
Çünkü zevk/haz dışında bir şeylerde öğreniyor olmak, başka insanların hayatlarına bu denli giriyor olmak insana kendi insanlığını farklı bir şekilde düşünmeyi sağlıyor.


kuzenime bir de "Vincent'in Yatak Odası" tablosunun puzzle ını hediye aldım, verdiğim için resmi yok ama kendisi de resim okuduğu için bence anlamlı oldu. =)


99 Francs (2007)


Octave, dünyanın en ünlü reklam ajanslarından birinde çalışmaktadır. İnsanların ne isteyeceğine kendisi karar veren Octave, paraya para dememekte, etrafındaki kızlarla da gününü gün etmektedir. 


Fakat ajansın en güzel kızı Sophie ile yaşadığı aşk ve çok büyük bir şirketle yapacağı iş görüşmesi yüzünden heyecanlanıp aklını kaybeden Octave, kendi reklam kapmanyasını sabote ederek sisteme karşı gelmeye başlar. 


Frédéric Beigbeder'in reklam şirketinde çalıştığı sıralarda yazdığı kitaptan uyarlanan film, reklam dünyasını hedef alan eleştirel bir film.
Yönetmen: Jan KounenSenaristler: Nicolas - Bruno, Jan Kounen, Frederic BeigbederOyuncular: Jean Dujardin, Jocelyn Quivrin, Patrick Mille


"bm tarafından yapılan bir araştırmaya göre, bir yılda reklam endüstrisine harcanan paranın yüzde 10'u ile dünya genelindeki açlık yarıya düşürülebilir."
Filmden en sevdiğim replik.


''her şey satılıktır

aşk, sanat, dünya.
sen, ben.
özellikle de ben.
son teslim tarihi olan her şey gibi
insan da bir ürün sayılır.
ben reklamcıyım.
asla sahip olamayacağız şeylerin
hayalini kurmanızı sağlarım.
gökyüzü hep mavi.
kadınlar daima güzel.
mükemmel fotoşoplanmış mutluluk.
dünyayı güzelleştirdiğime
inanıyor musunuz?
aksine, içine ediyorum.
her şey geçici.
aşk, sanat, dünya..
sen, ben.
özellikle de ben.''


Bir diğeri ise Octave'ın bizimle konuştuğu sahnelerdeki repliklerden birisi;


"Ayda 75.000 Frank karşılığında hayatımı sizi kandırmakla geçiriyorum. Birikimlerinizi bir araya getirip hayalinizdeki arabayı alana kadar modasının çoktan geçmiş olmasını sağlıyorum. Sizi kösteklemeyi her daim başarıyorum. Kafanızın içine girip sağ beyninize işliyorum. Arzularınız artık size ait değil! Benimkileri size empoze ediyorum."




Film değişik yani bildiğim film örgüsü yok ve farklı bir bağlamı var. Bir olay vardır, gelişir, en üst noktaya ulaşır ve sonlanır. Bu filmde böyle bir şey yok, daha farklı bir anlatımı var, spoiler olmasın diye de söylemiyorum.


Eğer benim gibi çocukluktan beri reklam meraklısıysanız ya da reklamlar hakkında bir fikir sahibi olmak istiyorsanız, film izlenesi ama fena çarpıyor.


Ayrıca reklamcılığı bu kadar kötü gösterip, filmde reklam yerleştirmesi görmek, filmin ayıbı benim değil!

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Avene Cleanance Jel *bittii bitti


Bu bitirdiğim sanırım dördüncü jelim, o kadar sadığım aslında sevdiğim markalara.
Cildim yağlı ve akneli olduğu zamanlarda kullanıyordum, her şeye tepki veren her şeye kızaran cildim bu jelle sıfır kızarma sıfır kaşıntı sıfır her şey.
Alerji yapmayan nadir ürünlerden birisi Avene Cleanance Jel, hatta alerji yapmayan nadir markalardan diğer ürünlerinde de böyle bir şey rastlamadım.
Bu jel 200 ml ve yaklaşık 8-9 ay gidiyor bana, fiyatının hakkını tamamen veriyor ki zaten 38-39 lira ama ben ikisi bir arada satılan setlerden 65 lira gibi bir şeye alıyorum.
Bu bitti diğeri hemen açıldı tabii ki onunla devam ediyorum, her jel bittiğinde üzülüyorum. Çünkü güzel vakitler geçiriyoruz beraber =)
Bu üründen minicik bir nokta foşur foşur köpürüyor ve sonrasında cildinize dokunduğunuzda ayyy yumıışacııık diyorsunuz. Yani ben de öyle oluyor, ayrıca sabah akşam kullanıyorum, aynımda taşıdığım küçük bir boyu da var, yani beni her şeyimden alıkoysunlar bu jelimden koymasınlar.
Bununla yıkadıktan sonra tonik kullanıyorum, pamuk bembeyaz. =)
baya uzun senedir 4 ya da 5 senedir kullanıyorum bir tek roaccutane tedavisinde ara vermiştim ama şimdi yine geri döndüm kokusunu, dokusunu çok özlemişim dedim kendime. 
Eğer yağlı, parlayan, gözenekli bir cildiniz varsa üstüne bir hassassa, şiddetle tavsiye edilir.

AVENE CLEANANCE GEL

Açıklama :
Yağlı ve Akneli Ciltler için Temizleme Jeli
Özellikle yağlı, akneli ve problemli ciltleri tahriş etmeden temizler. Cildi arındırır, bakteri oluşumunu engeller. İçeriğindeki çinko glukonat ile anti-enflamatur, gliserol ile nemlendirici, cucurbita pepo (bal kapağı çekirdeği) ile sebum düzenleyici, avene termal suyu ile yatıştırıcı etkiye sahiptir.
Kullanım Alanları :
Yağlı ve akneli ciltlerde nazik temizlik sağlar.
Kullanım Şekli :
Günde 2 kez sabah ve akşam olmak üzere hafif ıslak yüze parmak uçlarıyla masaj yaparak uygulanır. Özellikle t bölgesinde yoğunlaşarak daha sonra durulayın.
Sunum Şekli :
200 ml. Şişe
Bu da alıntı jel hakkında.


Tresan Papatya Şampuanı,Besleyici Bakım Kremi, Kayın Ağacı Özlü Saç Toniği ** Bir Şampuan ile Aşk Hikayesi


ahanda aşık olunan seri bu

Şirket profili ise şöyle;


ASAM GmbH ,50 yıldır Almanya'da kozmetik üretimi yapan , uzman kimyagerleriyle

Arge ye önem veren ve üretiminde bitkisel ana etken maddeleri,yüksek teknoloji ile birleştirerek kullanan bir firmadır.  
Yaklaşık 2000 yıl önce yaşamış olan büyük tabiat bilgini PLINUS SECUNDUS ''HER DERDİN BİR BİTKİSEL DEVASI VARDIR,MESELE ONU BULMAKTIR'' demiş.
Fitoterapi çok eski dönemlerden beri kullanılan,günümüzde destekleyici tıp olarak önem kazanan bir bilim dalıdır.
Bitkisel etken maddelerin ,laboratuar ortamında daha iyi şartlarda analizleri yapılmaya başlanınca ,kozmetik sektörü bundan yararlanıp FİTOKOZMETİK ürünlerin üretimini ön plana çıkarmıştır.




üçü bir arada galata kulesinin orada içerken etrafa içinde minik balonlar bulunan kalp kocaman bir balon dağıtan kızın balonunun içindeki küçük iki balon =)






Saç toniğini ben arada sırada ama erkek arkadaşım düzenli olarak kullanıyor. Saçı haldur huldur dökülen evde nerede olduğunu dökülen saçlarından bulunan bir adamdan bahsediyorum şimdi size. Artık saçları dökülmüyor, kendisi pek bir memnun bu tonikten.

Kafa derisinde kan dolaşımını uyarıp saçlara bakım sağlar.Canlılık,parlaklık ve yumuşaklık kazandırır.Kepek oluşumunu önler,saç dökülmesinin azaltılmasına,saç uzamasının uyarılmasına yardımcı olur.Saçlardaki kabarmayı önler.
Değerli bitki özleri ve vitaminler içerir.
Etkili içerik maddeleri:Isırgan Otu ekstresi,Huş Ağacı  yaprak ektresi  ve suyu,Papatya ekstresi,
Civan Perçemi ekstresi,Kedi Otu kök ektresi,Oğul Otu ekstresi,Şerbetçi Otu ekstresi,Provitamin B5, Vitamin B3 ve Piroctone Olamine ve Kafein  içerir.
Uygulama :Banyodan sonra temiz saça  uygulanması önerilir.Saçların nemi bir havlu yardımı ile iyice alındıktan sonra ,saçlara ve saç diplerine sıkarak  uygulanır,daha sonra masajla saç diplerine yedirilir.
Saçlar tekrar yıkanmaz.Uygulamadan önce çalkalayınız,gözünüze kaçırmayınız.


Kendi sitesinde böyle bahsetmiş bu tonikten. Evet saçlar parıl parıl parlıyor, kepek oluşumu neredeyse hiç yok, en önemli şey saç dökülmesi çok çok çok azaldı. Kısacası saçınızda bu tür sorunlar varsa banyo sonrası böyle ürünler kullanmak istiyorsanız ben şiddetle tavsiye ediyorum!



( Her tip saç için )
pH: 5.5
Her tip saç için kullanılabilen yumuşak bir bakım şampuanıdır.
İçeriğindeki papatya ekstresi , bisobolol ve panthenol sayesinde saçlara bakım yapar,nemlilik kazandırır.Özellikle açık renk,ince telli ve boyalı saçlarda da kullanılabilen ideal bir bakım şampuanıdır.Uzun saçların daha kolay taranıp daha kolay açılabilmesi için Tresan Besleyici Saç Bakım kremi kullanınız.
Kullanımı: Islak saça masaj yaparak uygulayınız,bol su ile durulayınız.

Bu şampuan bütün saçlar için. Ben Isırgan otu özlü şampuanını kullanıyordum yağlı saçlar için. Bütün market ürünlerini denemiş biri olarka yağlı saçlar için en iyi şampuan Tresan Isırgan Otlu Şampuandı benim için. Tabii ki normal ve kuru saçları takır takır yapacaktır. Her sabah yıkadığım saçımı tresanlar iki günde bire indirebiliyordum ve saç dökülmem sıfıra inmişti. İçine bir ampül Bepanthen Ampül katıyordum, çok mutluyduk o zamanlar biz.
Sonra roaccutane tedavisi ve boyadan dolayı başka şampuana geçtim ama yine Tresana döneceğim.
Bu şampuanı erkek arakdaşım kullanıyor onu saçı 2 güne falan yağlanıyor ve bu şampuan daha geç yağlanmasını ve parıl parıl gözükmesini sağlıyor. Kendisinin saçı kıvır kıvır ve omuzlarında olunca pek hoş oluyor, nerde ben de öyle saç peh!





( Her tip saç için )
İçeriğindeki: Kedi otu, Papatya, Civan perçemi, Çam Ökse otu, Şerbetçi otu, Oğul otu, Rezene gibi bitkisel ekstrelerle  saçlara  bakım uygular. Saçların daha sağlıklı,canlı olmasını sağlar.
Saçların daha kolay açılması ve taranmasına yardımcı olur.
Kullanımı: Şampuanla yıkadıktan sonra,saçların orta kısmından uçlara doğru uygulanır.
Saç diplerine uygulanmamalıdır. Sonra saçlar bol su ile durulanır.

Bu kremi ben de kullanıyorum, neredeyse en sevmediğim ürünü tresanın.
Yapısı biraz garip sanki tam karışmamış gibi, kokusu bitkisel ve saçı öyle çok açmıyor. Yani diğer kremler gibi o ipeksi yapı falan yok ki içinde silikon yok. Ama gayet parlatıyor ve rahat taranıyor saç ve en önemlisi saçın ortasından sürüldüğünde yani diplere sürülmediğinde diğer kullandığım bütün kremlerin aksine saçı yağlandırmıyor ki benim aradığım tek kriter bir saç kreminde.
O yüzden bunu da pek seviyorum.

Bütün ürünler 12-14-16-20 lira arası değişiyor yani her yerde farklı neredeyse.
Ama ben değer diyorum şimdi Down Under Fruit Kicks Narlı Hacimlendirici Normal ve İnce Telli s Saçlar için olan şampuanını kullanıyorum kokusundan memnunum ama en kısa zamanda Tresan Isırgan Otlu Yağlı Saçlar serisine döneceğim. =)








Oriflame Feet Up Anti-perspirant Ayak Kremi



Terlemeyi kontrol altına alır ve kötü kokuları önlemeye yardımcı olur. Çam özleri canlandırıp hoş koku verirken güvercin ağacı özleri bakım yapar. Tüm gün kuru ve hoş kokulu ayaklara sahip olmanıza destek olur. 50  ml
Babet giymeye başladığımda hem havalar ısındığından hem de babetlerin özelliklerinden ayağım terliyor. Ben de Oriflame katalogunda bu ürünü görünce alayım canım ne olacak dedim.

Çok ferah bir kokusu var bir kere.
Ama terlemeyi önlemiyor.
Bu benim için iyi bir özellik ben bedenin terlemesine karşı yapılan işlemleri pek uygun bulmuyorum sağlığımız açısından.
Sadece hoş koku veriyor o kadar.
O yüzden vazgeçtim kullanmaktan.
Boşuna ayaklarıma uygulamayayım anti-perspirant bir krem.

Zaten kapağını da kaybetmiştim bahane oldu, çok kullanışlı bir ürün değil.

Ama dünden önceki gün T-Shop'tan Lapitak ayak kremi aldım bu ikinci günüm, aşk yaşıyoruz kremle, yakında yazarım 4 günde muhteşem ayaklar diyor en azından 4 gün beklemem gerek. =))